Başlığa tıklanıldığında görüntülenecek yazınız

09 sayılı Kanunun 4’üncü 6’ncı ve 50’inci maddeleri ile 28.07.2010 tarihli ve 27655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi hükümleri kapsamında, BTK tarafından hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Şubat 2011 tarihinde 2011/DK-10/91 no’lu karar ile onaylanarak, “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar”ın 22 Ağustos 2011’de yürürlüğe girmesine karar verildi. 22 Ağustos’ta devreye girecek sistemde internete devlet daha doğrusu “BTK” tarafından belirlenen 4 filtre tipinden birini seçerek girebileceğiz. Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak. Ayrıca internet servis sağlayıcıları filtrelerin aşılmasını engellemekle sorumlu tutuluyor, aksi halde onlara da ağır para cezaları öngörülüyor.


  • “Ben giriyorum, siz de girin”den “Ben de giremiyorum artık”a…

  • Düzenlemeye göre 4 tip filtre yer alacak. Aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket. Her internet abonesi bunlardan birini seçmek zorunda kalacak. Bu filtre tipini internet kafelerde uygulanan “Websense” filtresine benzetebiliriz. Yani sadece internet kafenin belirleyebildiği sitelere girebileceksiniz. Bu tür filtre sistemleriyle içeriğinde sorun olmasa bile birçok sitenin filtreye takıldığı kullanıcılar tarafından biliniyor.
    Git gide uçsuz bucaksız bir dünya olma yolunda ilerleyen interneti “güvenli internet” sloganının arkasına sığınarak “terbiye edilmiş internet”e dönüştürecek bu uygulamanın dünyada sınırlı sayıda örneği var. Bu örneklerde Çin, Küba, İran gibi internetin sıkı bir sansür altında tutulduğu ülkelerle sınırlı.
    Bu uygulamayla ilgili olarak Yeni Medya Düzeni için bir makale yazan Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim görevlisi Prof. Dr. Mutlu Binark, 22 Ağustos’ta uygulamaya girecek bu esaslara karşı durulması gerektiğini belirtmişti.
    Binark bu görüşüne destek olarak bu sistemin internet kullanıcılarını sınıflandırdığını ve bu esaslarla “internetteki zararlı içerikten korunma” adı altında internetin sınırlandırıldığını ifade etti.
    Bu tür filtreler şu anda da var
    Bu tür filtre sistemleri işletim sistemleri, internet servis sağlayıcılar ya da internetten bulunabilecek programlar sayesinde isteyen kullanıcılar tarafından zaten istenildiği zaman kullanılabiliyor. Yani zaten kullanıcı böyle bir opsiyona sahip. Ancak BTK’nın uygulamasıyla bu durum bir opsiyon olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor.
    Binark, “Bu usul ve esasların arkasındaki zihin örüntüsünün kendi yurttaşını birey olarak görmediğini, onun adına eylemeye muktedir olarak sadece kendini ve kendinin mutlak otoritesini ve bu mutlak otoritenin doğruluğunu gördüğünü belirtmek gerekir. Bu anlamda burada herşeyi bilen muktedir özne BTK ve muteber vatandaşlar da İnternet erişim özgürlükleri ile İnternet ortamında seçme haklarının “onların iyilikleri adına” ellerinden alınmasına rıza gösterenlerden oluşmakta. Devlet eliyle, filtreleme uygulamasının topyekünleştirilmesine ve zorunlu kılınmasına yol açacak bu uygulamanın benzer örnekleri ancak Çin Halk Cumhuriyeti, Küba, İran, Tayland gibi yurttaşlarının siberuzama erişimini sınırlandıran ve engelleyen ülkelerden verilebilir” diyerek uygulamanın zararlarına dikkat çekti.
    Binark, “Bu internet filtresi uygulamasıyla, birey korumacı ve kollamacı bu muhafazakar ideoloji tarafından pasifize edilmekte, zihni “tek doğru, tek renk, tek söylem” çağrısına uymaya, sağduyuya davet edilmektedir. Bu nedenle, Ağustos 2011’den itibaren İnternet ortamına erişimde aklını kullanmaya muktedir bireyin akıl ve irade özgürlüğünü elinden alan bu usul ve esaslara karşı durmak, yürürlüğe girmesine itiraz etmek gereklidir” diye de yazdı.
  • Türkiye’de internet nereye gidiyor?

  • BM desteğiyle Freedom House tarafından Nisan 2011 de yayınlanan İnternette Özgürlük Raporu’na göre, Türkiye’nin “kötü puan’ını 42′den 45′e yükselterek” internete erişim özgürlükleri konusunda  geriye doğru gitmeyi sürdürüyor.
    Bu uygulamayla BTK, kimin hangi siteye girebileceğine, hangi blogu okuyabileceğine, hangi tartışma grubuna katılabileceğine kendi kendine karar vermiş olacak. İstediği herhangi bir siteyi, sayfayı kara listeye alarak sizin ulaşmanızı engelleyebilecek. Böyle Türkiye’nin İnternette Özgürlük Raporu’nda kendini İran ve Çin’in arasında bulması sandığınız kadar uzak bir gelişme değil.
    Standart paket sansürsüz değil mi?
    En özgür gibi görünen Standart paket de bir filtre paketi ve BTK tarafından belirlenen erişim engellerine ve kara listelere tabi. Yani YouTube kapalıyken önceden DNS ile girebiliyordu. Ancak bu paket altında erişimi engellenmiş YouTube’a girmek mümkün olmayacak.
    Dava açıldı
    IPS İletişim Vakfı-Bianet, 13 Nisan 2011 tarihinde  “yürütmenin durdurulması” talebiyle, söz konusu usul ve esaslara karşı Danıştay’a iptal davası açtı.  Vakıf, Danıştay’a yaptığı başvuruda BTK’nın aldığı yeni kararın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle tanınan temel hak ve özgürlükleri ölçüsüz şekilde kısıtladığını belirtti. Vakıf adına başvuruda bulunan avukat Ayşe Altıparmak, BTK’nın keyfi bir şekilde yasaklı siteler listesi hazırlayabileceğini, çocukları zararlı içerikten korumak için ebeveynlerin yerine devlet eliyle karar verilmesinin doğru bir uygulama olmadığını belirterek, “Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa özdenetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu nedenle, üye ülkeler ev ve okul bilgisayarları ile internet kafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır” açıklamasında bulunmuştu.
  • Kaynak: CnnTürk

  • Şok yasak

    “22 Ağustos” Twitterde trend topic olarak birinci sıraya yükselirken konuyla ilgili tweet yağıyor.
    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nca (BTK) hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu uygulamayla kullanıcılar BTK’nın belirlediği 4 internet filtresinden birini seçmek zorunda bırakılacak. Filtreyi aşmak suç sayılacak. Filtre kıstasları ise tamamen BTK tarafından belirlenecek. Bu uygulama dünyada Çin, Küba, İran gibi internetin “tutuklu” olduğu ülkelerde kullanılıyor.
    Geçtiğimiz günlerde basının gündemine gelen “yasaklı kelimeler listesi” büyük tepki almıştı. Ancak bu yasaklı kelimeler listesinin buzdağının görünen kısmı olduğu çok geçmeden ortaya çıktı.


  • Dayanağı nedir?

  • 5809 sayılı Kanunun 4’üncü 6’ncı ve 50’inci maddeleri ile 28.07.2010 tarihli ve 27655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi hükümleri kapsamında, BTK tarafından hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Şubat 2011 tarihinde 2011/DK-10/91 no’lu karar ile onaylanarak, “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar”ın 22 Ağustos 2011’de yürürlüğe girmesine karar verildi.
    22 Ağustos’ta devreye girecek sistemde internete devlet daha doğrusu “BTK” tarafından belirlenen 4 filtre tipinden birini seçerek girebileceğiz. Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak. Ayrıca internet servis sağlayıcıları filtrelerin aşılmasını engellemekle sorumlu tutuluyor, aksi halde onlara da ağır para cezaları öngörülüyor.
  • “Ben giriyorum, siz de girin”den “Ben de giremiyorum artık”a…

  • Düzenlemeye göre 4 tip filtre yer alacak. Aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket. Her internet abonesi bunlardan birini seçmek zorunda kalacak. Bu filtre tipini internet kafelerde uygulanan “Websense” filtresine benzetebiliriz. Yani sadece internet kafenin belirleyebildiği sitelere girebileceksiniz. Bu tür filtre sistemleriyle içeriğinde sorun olmasa bile birçok sitenin filtreye takıldığı kullanıcılar tarafından biliniyor.
    Git gide uçsuz bucaksız bir dünya olma yolunda ilerleyen interneti “güvenli internet” sloganının arkasına sığınarak “terbiye edilmiş internet”e dönüştürecek bu uygulamanın dünyada sınırlı sayıda örneği var. Bu örneklerde Çin, Küba, İran gibi internetin sıkı bir sansür altında tutulduğu ülkelerle sınırlı.
    Bu uygulamayla ilgili olarak Yeni Medya Düzeni için bir makale yazan Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim görevlisi Prof. Dr. Mutlu Binark, 22 Ağustos’ta uygulamaya girecek bu esaslara karşı durulması gerektiğini belirtmişti.
    Binark bu görüşüne destek olarak bu sistemin internet kullanıcılarını sınıflandırdığını ve bu esaslarla “internetteki zararlı içerikten korunma” adı altında internetin sınırlandırıldığını ifade etti.
    Bu tür filtreler şu anda da var
    Bu tür filtre sistemleri işletim sistemleri, internet servis sağlayıcılar ya da internetten bulunabilecek programlar sayesinde isteyen kullanıcılar tarafından zaten istenildiği zaman kullanılabiliyor. Yani zaten kullanıcı böyle bir opsiyona sahip. Ancak BTK’nın uygulamasıyla bu durum bir opsiyon olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor.

    Keskin Zeka Ürünü Karikatürler

    Polonyalı bir sanatçının akıl ve keskin mizah dolu karikatürleri..

    Güzel Hiciv Karikatürler (88 foto)
    Güzel Hiciv Karikatürler (88 foto)
    Güzel Hiciv Karikatürler (88 foto)
    Güzel Hiciv Karikatürler (88 foto)
    Güzel Hiciv Karikatürler (88 foto)
    Güzel Hiciv Karikatürler (88 foto)
    Güzel Hiciv Karikatürler (88 foto)
    Güzel Hiciv Karikatürler (88 foto)

    Yüzüklerin Efendisi Seti

    Yüzüklerin efendisi filminin hayranlarının çok beğeneceği , filmin setinden fotoğraflar..

    Yüzüklerin Efendisi Filminin Setinden Fotoğraflar (50 foto)
    Yüzüklerin Efendisi Filminin Setinden Fotoğraflar (50 foto)
    Yüzüklerin Efendisi Filminin Setinden Fotoğraflar (50 foto)
    Yüzüklerin Efendisi Filminin Setinden Fotoğraflar (50 foto)
    Yüzüklerin Efendisi Filminin Setinden Fotoğraflar (50 foto)
    Yüzüklerin Efendisi Filminin Setinden Fotoğraflar (50 foto)
    Yüzüklerin Efendisi Filminin Setinden Fotoğraflar (50 foto)
    Yüzüklerin Efendisi Filminin Setinden Fotoğraflar (50 foto)

    Buyur burdan yak ( boşayın gitsin)

    bilal göregen dedikodu :)

    Timsah.com
    İzleyin:

    Harbi Düet vay arkadaş...

    Öğrencilerden 105 İş Fikri ...

    Amerika’da 20 Temmuz 2003′te yüksekokul öğrencileri arasında 90 dakikalık bir beyin fırtınası yapılır. Bir hafta sonra ise aynı beyin fırtınası 14 yaşındaki ortaokul öğrencileriyle yapılır ve ortaya çeşitli iş fikirleri çıkar. Aşağıda iki ayrı kategoride bu fikirleri okuyabilirsiniz.
    Yüksekokul Öğrencilerinin Beyin Fırtınasında Ortaya Çıkan İş Fikirleri
    1) Sualtı Restoranı (Lokantası).

    2) Spa Franchise’ları.

    3) Bagaja sığabilen katlanabilir hamaklar.

    4) Yüksek kalitede Aydınlatma Elemanları.


    5) Sağlık Bar Zincirleri ( Oksijen Barlar, Sağlıklı Meyve Suları Dükkanları gibi)


    6) Kullanımı kolay, işitmeye zarar vermeyen kulak telefonları.

    7) Patlamış Mısır Tutucağı olan Sandalye, Tepsili Sandalyeler, Dahili Radyosu Olan Sandalye, Masaj Yapan Sandalyeler/Koltuklar.

    8  ) Kendini temizleyebilen Mikrodalga Fırın

    9) Bilgisayar korsanları ve kredi kartı dolandırıcılığına karşı güvenlik yazılımları.

    10) Üyelik kartı gerektirmeyen toptan satış mağazaları.

    bebek beyonce:)

    Sanal Ortamda Kur'an ve Meal Çalışmaları

    Yeni yüzyılın en büyük iletişim ve reklam araçlarının başında gelen internet, bu hızını hiç yitirmeden dünyanın her yerinde yeni kullanıcılara ulaşmaya devam ediyor.

    Elbette neredeyse ‘sınırsız özgürlük’ olarak algılanan bu sanal dünyanın yararları kadar zararları da var. Ancak şuna inanıyoruz ki, birçok şeyde olduğu gibi sonuçlar kullanıma bağlı gelişiyor ve amellere cismi niyetler giydiriyor. Ve böylece bu onu hayırlı veya şerli kılıyor. Ateşin doğru kullanıldığında nimet, dikkatsiz kullanıldığında şer olması gibi, nefis gibi, her şey gibi.. Ancak, dini bilgi edinmek için internet kullananların oranı da azımsanmayacak boyutta. Mesela, 11 Eylül’den sonra internet kullanıcılarının %23’ü İslam dini hakkında internet üzerinden bilgi edinmiştir. Milyonlarca insan dinleri hakkında bilgi edinmek, fıkhi sorularına cevap bulmak için interneti kullanmaktadır. Dolayısıyla hayat kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’i konu edinen çok dilli web sitelerine olan ihtiyaç izahtan vabestedir. Bu bağlamda interneti hayırda kullanmanın mümkün olduğunu, hatta birçoklarının ayaklarının kaydığı bir zeminde, onun Kur’an’la buluşmayı kolaylaştıran bir nimet haline gelebildiğini gösteren bir çalışma yaptık Kur’ani Hayat dergisinin vahyin nüzûlünün 1400. yılı münasebetiyle hazırlayacağımız Kur’an sayısı için.

    Özel Osmanlı Sayısından Nejat Göyünç Kalemiyle

    Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’un fethinden sonra şehirdeki gayri müslim cemaatleri kendi dinî önderlerinin yönetiminde serbest bıraktığı, Gennadios Skolarios’u devletin her yanındaki Ortodoks hristiyanlarının dinî ve sivil otoritesine terk ettiği bilinir.
    Dinî liderler önderliğinde kendi kendine yönetme sistemi yahudilere ve ermenilere, diğer müslüman olmayan azınlıklara da tanındı. Bunun sonucu kiliseler ve onun başında bulunan dinî görevliler kendi cemaatlerinin her türlü eğitim, din ve hukuk işlemlerini
    kendi düzenledikleri yasalara göre yapmakta idiler. Bu gayri müslim cemaatler, buna sonradan “milllet sistemi” denildi,devlete cizye ve haraç gibi şer’i vergiler veriyorlardı, fakat bunlar kendi kiliselerine de bir kısım ödemelerde bulunmakla da yükümlü idiler.
    XVII. yüzyılın sonlarına doğru Orta Anadolu’daki hristiyan olup Fener Patrikhanesi’ne bağlı topluluklardan kiliselerine vermekle yükümlü oldukları vergilerin tahsilinde Osmanlı Devleti görevlilerinin fermanlarla vergi toplamak için kendi idarî birimlerine
    gönderilen kiliselere yardım etmeye davet edildiklerini, diğer bir deyimle bu yolda emirler verildiğini Konya Şer’iyye Mahkemeleri kayıtlarından öğrenebilmekteyiz. Bu vergiler 1682’de ev başına 12 akçe patriklik, 12 akçe metropolitlik, yine ev (hane) başına
    her papaz için 1 altın idi. Halbuki XV. yüzyılın sonlarında İspanya’da Aragonya ve Kastilya hükümdarları birleşip büyük bir devlet kurunca sade müslümanları kılıçtan geçirmekle kalmamışlar, yahudileri de ülkelerinden sürmüşlerdi. Orta Avrupa’da da yahudiler
    aynı akibete maruz kalmışlar, Osmanlı Devleti’ne sığınmışlardı. Osmanlı Devleti’ne yahudi göçünün XIX. yüzyılda II. Abdülhamid zamanında da devam ettiği bilinir. Dahası da var.
    1096’da Avrupa’da Almanya’dan Orta Doğu istikametinde yola çıkan Haçlı sürüleri de ilkin Alman şehirlerindeki yahudi dükkanlarını yağmaladıkları,havralara sığınan yahudileri oralardan çıkartıp öldürdükleri Haçlı Seferleri tarihi kitaplarında uzun uzun anlatılır.
    Hitler zamanın da Almanya’da yahudilerin maruz kaldıkları muameleler hâlâ hafızalardan silinmemiştir. Amerika’yı keşfeden İspanyollar ve onları takiben yeni kıtaya yerleşenler kızılderilileri hemen hemen yok etmişlerdir. Balkanlarda da uzun yıllar Osmanlı
    idaresinde kendi kültürlerini geliştiren milletlerin de bağımsızlıklarını kazandıktan sonra Türklere yaptıkları katliam, sürgün, yağma , isim değiştirme, toplulukları eritme siyasetinde hatıraları yurdumuzdaki Bakanlardan gelen soydaşlarımızın belleklerinde
    yaşamaktadır. Birkaç sene önce Bosna-Hersek’te Sırpların ve Hırvatların müslüman boşnaklara yaptıkları muameleler de unutulmamıştır.

    unutamıyorum 2. düzenleme

    Buyur burdan yak ( İlk görüşte aşk )

    i-fuck-on-the-first-date

    Buyur burdan yak (şahin görünümlü doğan)

    sahin_gorunumlu_dogan

    Mırra Nedir?

    ARAP kültürünün sınır geçen kahvesi “mırra” pek rağbet gören bir içecek. Müslüman kesimin her toplantılarında sunulan mırra, Türk kahvesinin farklı şekilde kaynatılması ve hazırlanmasıyla yapılıyor. Arap Hıristiyanların da başsağlığı içeceği sayılıyor, iyice kavrulmuş çekirdekten çekilen kahve, iki katı miktarda su ile kahve güğümünde kaynatılır, bir başka güğüme süzülür. İşlem üç kez tekrarlanır. Toplam süre yaklaşık bir saattir. Uzun zamanda hazırlandığından bir-iki kişi için pişirilmesini istemek biraz acımasızlık olur. Bazen de çok miktarda pişirilip bir iki gün saklanabiliyor. Mırra ritüeli olan özel bir içecektir. Fincanın üçte biri doldurulup ikram edilir; çünkü kahve çok fazla kaynatıldığı için oldukça serttir; üstelik bir de koyu hazırlanmasının makbul sayıldığı gözönüne alınırsa… Fincan şöyle bir çalkalanıp bir dikişte içilir, yere bırakılmadan ikram edene verilir. Aksi halde bir inanç devreye girer: Fincanı yere bırakan kişinin zaman içinde, ev sahibine altın borcu olacağına inanılır. Eğer fincan verilmiyor, elde tutuluyorsa bu, yeniden istendiğine işarettir.

    Arap Mutfağı Özellikleri

    ■ Et tüketiminde yoğunluk varsa da etin yanı sıra çeşitli meyve, sebze ve bakliyat kullanımında bir denge kurulmuştur. Et olarak koyun ve kuzu tercih edilir.
    ■ Her türlü tahıl ve bakliyatın kullanıldığı görülür. Buğday ve türevleri; (bulgur, simit, firik) çorbalarda, pilavlarda, dolmalarda, köftelerde ve piyazlarda; pirinç, pilavlarda, dolmalarda; mercimek, çorbalarda, pilavlarda köftelerde; fasulye, börülce ile bakla, etli ve zeytinyağlı yemeklerde, mezelerde, salata ve piyazlarda kullanılır.
    ■ Gaziantep’te “sarı yağ”, Halep’te “semin hayvani” denilen yağın geleneksel yemeklerde her iki mutfakta da ilk sırayı aldığı görülür. Sağlıklı beslenme konusunda, son yıllarda oluşan hassasiyetin sonucu sadeyağ, kuyruk yağı ve iç yağı (beden yağı) kullanımı geçmişe oranla biraz azalmış olmasma karşın, sadeyağ kullanımı güncelliğini hâlâ korumaktadır.
    ■ Yemeğin görünümünü ve tadını güzelleştiren, zenginleştiren tatlandırıcılar, renk-lendiriciler, baharatlar da bol kullanılır. Yemeklere lezzet vermek için kullanılan diğer maddeler dereotu, nane, kekik, reyhan bazen toz haline getirildikten sonra baharat gibi kullanılmaktadır.
    ■ Tatlandırıcılar nar, sumak, koruk ve limon suyu, vişne suyu, demirhindi, çörekotu, karabiber, karanfil, kırmızı biber, kekik, yenibahar, kimyon, kişniş, mahlep, maydanoz, rezene, susam, tarçın, vanilya, tarhun, yalancı safran ve zencefildir.
    ■ Hamur işinde lahmacun ilk sırayı alır. Lahmacun o kadar gözde bir yiyecektir ki her mevsim, her gün, her saat, günlük yemeklerde olsun özel gün yemeklerinde olsun sofralarda her zaman mevcuttur. Kolay, pratik yemekler olması, her koşulda sunulabilmesi nedeniyle lahmacun gibi kasaplarda hazırlanan ve fırınlarda pişirilen pide ve börekler görülür. Gerek evlerde, gerek profesyonel iş yerlerinde börek, mantı, makarna, pizza gibi hamur işi yemeklerin çeşitli örneklerini görmek mümkündür.
    ■ Ağırlık hamurlu tatlılardır. Hamurlu tatlıların içerisinde en özel yer, şüphesiz baklavaya aittir. Davetlerin ve bayramların vazgeçilmez tatlısı baklava içine konan malzemeye, şekline ve pişirme yöntemlerine göre; değişik adlar alır. İçine konan malzemeye göre; cevizli, fıstıklı baklava, dilimlenme şekline göre, havuç dilimi, kare, üçgen mekik, dikdörtgen baklava gibi.

    ■ Sütlü tatlılar içerisinde sütlaç ve muhallebi en ön sırayı işgal eder. Gaziantep’te sütlaç genellikle şekersiz pişirilir üzerine zerde koyarak veya ayrı tabaklarda servis edilir. Bazen tam tersi de yapılabilir. Aynı kasede sunulan sütlaç ve zerdeye “astarlı” denir.

    Milli Takımımızın En Farklı Mağlubiyetleri

    Türk Milli futbol takımı, 69 yıllık tarihinin, kendi sahasındaki en ağır yenilgisini, 14 Kasım 1984 günü, İstanbul İnönü Stadı’nda ingiltere Milli takımına 8-0 mağlup olarak aldı. Dış sahadaki en ağır yenilgi ise, 24 Nisan 1968 günü Chorzow Silezya Stadı’nda Polonya karşısında alınmış ve ne yazıktır ki bu milli karşılaşma da 8-0 sonuçlanmıştır.

    Dokunma!!

    Simyacılık

    Simyacılar Aristo’nun dünya ile ilgili teorisini baz almaktaydılar. Yani toprak, hava, ateş ve su. Evrendeki her şeyin bu elementlerin bileşiminden meydana geldiğine inanıyorlardı. Ayrıca bu elementlerin doğru miktarlarda  ve doğru yöntemlerle karıştırılmalarıyla her türlü maddeye dönüştürülebileceğine de inanıyorlardı. Örneğin su kaynatılarak kolaylıkla havaya dönüşebiliyordu. Gezegendeki her şey hava, su ve ateşin karışımından meydana geldiğine göre bunları doğru şekilde birleştire­rek istenilen şeyin yaratılması mümkün olabilirdi. Bu islenilen şeylerin en başında da elbette altın geliyordu. Aristo bu dört elementin insan bedeninde dört farklı salgıyla temsil edildiğini söyler. Bunlar balgam, kan, safra ve kara safra. Sağlıklı bir insanda bu salgıların dengeli olduğuna inanılırdı. Hastalık bu salgılardan birinin fazlalığı veya eksiliğinden kaynaklanırdı. Simya yalnızca sıradan maddeleri altına dönüştürmeyi sağlayan bir reçetenin peşinden koşan bir alan değildi. Aynı zamanda tüm hastalıktan sağlığa, yaşlılığı gençliğe dönüştürebileceğini de iddia etmekteydi. Daha da ötesi bir çok simyacı bunun formülünün de ahlaki kusursuzlu­ğa ulaşmaktan geçtiği şeklinde metaforik bir açıklamada bulunmuşlardır. Onlara göre doğanın başardığı bu denge­yi kalp ve zihin dengesiyle bizler de sağlayabilecektik. Bunun spritüel göstergesi de peşinde oldukları Felsefe Taşı’ydı. Bu taşın spritüel olduğu kadar fiziksel dönüşü­me de yol açacağına inanılıyordu. Simya her şeyin gize­mini çözeceğini iddia etmekteydi. Zenginliğin, uzun ömrün hatta ölümsüzlüğün sırrını barındırmaktaydı.
    Ancak on ikinci yüz yılda simya böyle bir şeyi görmemiş olanlar için gizemli olduğu kadar korkutucuydu da. Simyacılar tuhaf  aletler, mistik bir takım büyüler kullanıyorlardı. Ayrıca şifreli bir takım simgeler ve sanatlarının simgesi olan garip renkler kullanıyorlardı. Sonunda Aristo’yla ilgili çalışmalar yasaklandı.  O zamanlar her bilim dalının, kilisenin otoritesine meydan okuma olduğu düşünülürdü.  Hele spritüel bir temizlenmeyi vaat eden bir bilim kilise için doğrudan bir tehditti. Bu Vatikan’ın neden Tapınakçıların ortadan kaldırılmasına müsaade ettiğine ilişkin başka bir açıklama olabilir.
    Son Tapınak Şovelyesi – Raymond Khoury

    Eski ‘mücahit’ler şimdi ne yapmalı? (mustafa akyol)

    Mütedeyyin kesimin bazı kanaat önderleri, kendi camialarındaki “maddiyatçılaşma”yı eleştiriyor son yıllarda.
    Eskiden daha mazbut ve mütevazi hayatlar süren, hatta bazıları “İslam davası”nın ateşli birer neferi olan dindarların, şimdilerde lüks hayat derdine düştüğünden yakınıyorlar. Milli Gazete’nin kadim yazarı Mehmet Şevket Eygi’nin özlü ifadesi, meseleyi özetliyor: “Eski mücahitler şimdi müteahhit oldu!”
    Kemalistler bu realiteyi uzun süre kavramadılar ve bu yüzden de “irticai sermaye” kabusları gördüler. “Sermaye”nin “irtica” dedikleri olgu üzerindeki dönüştürücü etkisini anlayacak analitik bakıştan yoksundular çünkü. Meseleye daha objektif bakan sosyal bilimciler ise, yaşananın aslında kendine has bir “modernleşme” ve hatta “dünyevileşme”  olduğunu gördüler. Haklıydılar.

    Gelgelelim, yaşanan sürecin bir “modernleşme” ve “dünyevileşme” olması, laik kesimler için bir tür “iyi haber” olsa da, bizzat bu sürecin içindeki dindarların önüne kritik bir soru koyuyor: Yaşadıkları şey, bir değer kaybı ve yozlaşma mı?
    Ve, eğer durum öyleyse, bunun gerçek
    sebebi ne?
    Ben, sorunun bizatihi “zenginleşme”de yattığını düşünmüyorum. Yani, “fakirken çok dindar olan insanlar, zenginleştikçe dinden uzaklaştılar” açıklamasını çok doyurucu bulmuyorum. Çünkü eğer bunu kabul edersek, dindarlığı besleyen kaynağın fakirlik olduğunu söylemiş oluruz ki, bu da pek “İslami” bir bakış olmaz. (İslam’a göre bir insan, Allah’a, Kitab’a ve ahiret gününe iman ettiği için dindar olmalıdır; “pahalı günah”ları işleyecek maddi imkanlardan yoksun olduğu için değil.)

    Dolayısıyla belki de “zenginleşme”yi bir “sapma” olarak görmekten vazgeçip, “zenginleşme sırasında yaşanan başka değişimler var mı” diye sormak gerek.
    Şevket Eygi hocanın “eski mücahitlerin müteahhit olması” örneği, aslında iyi bir ipucu veriyor bize. Sözü edilen mücahitler, “gayrı-İslami düzenler”e karşı mücadele eden ve bunların yerine “şeriat rejimi” yahut “adil düzen” gibi “sistemler” savunan aktivistler olsa gerek. Ama artık böylesi radikal siyasi hedeflerden vazgeçip, demokratik rejim ve serbest piyasa ekonomisine dahil olmuşlar. Yani radikal bir projeleri kalmamış.

    İyi ama bir Müslümanın “radikal düzen değişikliği”nden başka derdi yok mudur bu dünyada?!
    Bu tip kolektif hedefleri bir kenara bırakıp, “özgür bir toplumda dindar bir birey olarak ne yapabilirim” diye sormaya başlayamaz mı?
    Kuşkusuz bu mümkün. Ve belki doğrusu da o. Ama nedense modern dönemdeki İslamcı literatür “bu çağdaki İslami devlet nasıl kurulmalı” sorusuna fazlaca kafayı taktı da, “bu çağdaki İslami birey nasıl yaşamalı” sorusuna pek ehemmiyet vermedi.
    Yahut, “İslami ekonomi modeli”ne dair binlerce fikir üretildi de, “Müslüman bir işadamının ahlâk ilkeleri”ne dair neredeyse hiç bir şey yazılmadı.

    Özgürlükçü bir Müslüman aydın olan Ümit Aktaş, “Derin Düşünce” sitesinin kendisiyle yaptığı bir söyleşide bu sorunu iyi yakalayarak şöyle demiş:
    Farkında mısınız, ülkemizde ve genel olarak İslam dünyasında ahlâkla ilgili pek bir şey yazılmaz. Nedendir? Üstünde düşündünüz mü?”
    Evet, temel sorun, modern Müslüman zihnin, “ahlâk” meselesine yeterince odaklanmamış olması. Bu kavramı duyunca aklımıza hep “cinsel ahlâk”ın gelmesi de, bu konudaki çoraklığın bir işareti.
    Oysa Kur’an’da; “merhametli ve fedakâr olma”, “kötülüğe iyilikle cevap verme” ya da “düşmanına bile adil davranma” gibi nice önemli ahlaki ilke vaz’ediliyor.

    Ve karşımızda bunları hayata geçirerek katkıda bulunabileceğimiz nice toplumsal mesele var.

    Hasan Burkay Hz.'leri

    Bursa’nın Orhangazi ilçesinin Sölez Köyünde Hicri 1350, miladi 1 Ocak 1930 yılında dünyaya teşrif etmişlerdir.

    Hasan Burkay Hz.lerinin dünyaya gelişlerinde harikulade bir olay vuku bulmuştur: Silsile-i Saadat’ın 37. altın halkası Şerafeddin Zeynelabidin Hz, Hasan Burkay’ın babası olan Mehmed Hulusi Efendi ile daha önce hiç tanışmamış oldukları halde; “Bugün erenler durağı, Bursa’mızın Orhangazi ilçesinin Yukarı Sölez köyünde bir bebek dünyaya geldi. Varıp onu ziyaret edelim.” diyerek dostları ile birlikte köye giderler. Oradan Hasan bebek kucaktan kucağa dolaşır. Şerafeddin Zeynelabidin Hz. evde dostlarıyla birlikte bir hatim indirir ve evden ayrılırlar.

    Hasan Burkay Hz.leri gençliğini ilim tahsiliyle geçirmiştir. Hazret yaptıklarını yalnız Allah rızası için yapmıştır. Halkın içinde her zaman ve her mekanda daima Hakk’la beraber olmayı, Hakk’tan haberdar bulunmayı istemiştir ve yüreği Hakk için halka hizmet arzusuyla dolup taşmıştır.

    Su

    Su

    Tükenmez seferinde köpük köpük dalgalar
    Suyun derdi kendinde hasret kaygı ve umut
    İki âşık oturmuş bir merkezden halkalar
    Suya düşmüş bir kundak eller üstünde tabut

    Körpe dallar hevesi hep yeniden tomurcuk
    İnsan kaygan bir yaprak rüzgârın bûsesinde
    Sessiz sessiz ağlarken meme bekleyen çocuk
    Bir sırrın fısıltısı akan suyun sesinde

    Zoru alteden çile suda akan bahtiyâr
    Zaman suda işledi şimdi sularda gizli
    Durgun suyun kokusu nasibiyle ihtiyar
    Geleni karşılıyor mehtâbın nurdan izi! `

    Herşey suda başladı suya düştü ayrılık
    Kaya da tutan yosun sözlükteki isimler
    Nefes nefese sular petek içinde varlık
    Sürüp giden hâtıra zarfa konmuş resimler

    Bilmem hangi sularda davetiyem sarılmış
    Yemyeşil bir gecede ayrılık kaçırılmış
    Kelimeye bürünmüş şırıl şırıl bir akış
    Yüzünü görmek için her şeyden vazgeçilir! `

    1984
    Salih Mirzabeyoğlu

    Milli Piyango 31 Aralık 2010 Çekiliş Sonuçları

    Son 7 rakamina gore 35.000.000 TL kazanan numaralar 
    8821270 
    Son 7 rakamina gore 3.000.000 TL kazanan numaralar 
    2454272 
    Son 7 rakamina gore 2.000.000 TL kazanan numaralar 
    0503129 
    Son 7 rakamina gore 1.000.000 TL kazanan numaralar 
    0661942 2441968 5768937 6884845 7000323
     Son 7 rakamina gore 500.000 TL kazanan numaralar 
    4120538 4162948 5249281 7955318 8774870 
    Son 7 rakamina gore 100.000 TL kazanan numaralar 
    0118586 0182714 0668378 2470167 3283650 4287755 6659323 7105014
    8404202 9947802
     Son 7 rakamina gore 10.000 TL kazanan numaralar 
    0213597 0234144 0405121 0480087 0512241 0519258 0576832 0603857
    0943226 0945562 1070373 1139253 1178957 1211584 1441382 1558353
    1680542 1763616 1838741 2294165 2399235 2500778 2550978 2721510
    3130498 3240759 3381550 3427194 3585242 3741202 3836208 3961264
    3966746 4011532 4091642 4186508 4206786 4488538 4506241 4569293
    4729124 4970895 5212285 5235028 5245755 5325014 5325169 5425608
    5574738 5780021 5807522 5826825 5993450 6064170 6087128 6225259
    6297261 6541543 6573119 6578548 6732181 6937236 6996315 7132094
    7232612 7233020 7317240 7322390 7422257 7424671 7443702 7450695
    7463140 7578360 7597498 7615741 7658138 7715220 7729590 7762063
    7878053 8441644 8496882 8627073 8694354 8751806 8753379 8782069
    8795542 8970171 9184292 9208373 9238912 9284149 9308751 9473400
    9684376 9736133 9898816 9932654 
    Son 7 rakamina gore 5.000 TL kazanan numaralar 
    0112990 0169415 0176707 0214526 0247852 0264349 0286016 0341062
    0368014 0433628 0454069 0474594 0540483 0567987 0587607 0622591
    0682428 0710910 0714697 0728639 0757982 0772517 0824366 0831106
    0863139 0864752 0866114 0909785 0922288 0948537 1004201 1035571
    1067162 1116481 1150212 1169832 1213483 1319724 1342598 1347894
    1396196 1431409 1463849 1603983 1701222 1819611 1846768 1900651
    1918491 1931451 2026444 2083142 2098067 2109137 2125348 2200859
    2238431 2320196 2368898 2401859 2419021 2440734 2473223 2566873
    2614030 2638178 2692621 2702003 2717023 2842972 2898285 2910447
    2992355 3026430 3039492 3039553 3073156 3232771 3238197 3281452
    3291367 3327897 3426572 3450969 3470592 3517287 3598599 3613874
    3635508 3641614 3712774 3792503 3821377 3965796 4098414 4115522
    4123441 4137250 4170942 4184053 4202336 4212438 4227420 4259389
    4289571 4350863 4411553 4505712 4549767 4550901 4656112 4865911
    4882259 4918582 4994229 5034390 5047525 5066898 5094094 5207380
    5284532 5305751 5557195 5567340 5576192 5794895 5847873 5853600
    5898290 6009620 6071689 6097896 6204121 6215649 6283841 6310342
    6372404 6457293 6679997 6752495 6776629 6915202 6917562 6978903
    7097076 7110916 7119152 7187122 7197902 7199722 7319081 7352205
    7417899 7463450 7467154 7496323 7552832 7568200 7701947 7805070
    7904176 7915401 7921777 7932724 7949157 8017917 8022447 8095966
    8211802 8214383 8216287 8290171 8364135 8386159 8390117 8422484
    8563042 8628382 8716352 8758315 8873615 8888605 8891851 8930631
    9076793 9128090 9138539 9243174 9356902 9412498 9417438 9462825
    9464045 9488473 9636321 9644172 9715854 9731009 9785360 9824176 
    Son 6 rakamina gore 1.000 TL kazanan numaralar 
    000544 001095 002026 007152 010073 011129 011897 013668
    016832 017286 022564 022887 024980 025606 028477 029337
    029753 029784 033281 038008 041629 046531 052315 053241
    057228 057626 058313 060019 060110 064242 067463 067739
    069908 070043 075456 076320 077135 078868 079855 082065
    082146 084167 084324 090758 091425 091716 093548 094296
    094520 094848 095990 098159 104387 114879 116251 120571
    123734 126151 126352 132141 133087 135679 136658 138871
    145480 148554 153610 159891 161363 163754 165817 168227
    171000 173151 173243 173909 174971 180142 183939 185810
    185873 187102 197863 200259 200314 211078 213953 213981
    216159 216369 216578 218276 218810 219414 221334 222284
    223007 226358 227170 228145 229326 229392 230216 231332
    231833 231980 233301 234819 235819 237021 241251 243104
    243926 256981 264942 266049 266145 267356 269479 270706
    280704 281430 282696 283548 283872 284631 285042 289775
    296678 297325 297650 299401 304212 308792 312628 316006
    316675 318141 320704 322486 323458 324110 329137 329845
    330135 335991 339241 345110 347653 351699 353084 361248
    365168 369264 374150 374657 378430 383080 388166 391000
    392369 395757 397455 403307 403568 403844 412166 414536
    414567 419812 423145 424083 426105 437328 437373 439358
    441902 444720 453279 454334 456886 458124 458159 465124
    468429 471054 472307 472457 473821 477281 484758 487553
    489244 490037 494015 497150 499197 500424 502414 502615
    503131 504842 505579 507970 508611 515312 516483 517103
    517841 520697 521994 522099 523261 524587 526125 527640
    528388 529059 529405 531615 532951 535829 537112 537810
    541029 542579 542720 544635 545717 546115 547821 548570
    550702 555416 556046 556182 562249 563566 565428 566443
    567537 568085 570040 570436 570938 571130 573771 575235
    578349 579901 587127 588943 592776 593164 594388 594481
    595761 598642 600167 600259 601488 602332 605758 607502
    610546 614076 614291 615517 615966 616677 617624 619043
    625434 625928 633599 636088 638602 639100 639238 640052
    650317 659346 659638 670016 676304 678990 679634 691218
    693566 694423 697982 699772 701102 707546 712057 727640
    728547 729277 729509 735615 735881 738014 738072 738201
    738755 738882 745124 746188 746266 749220 749374 750010
    760043 762122 762287 767546 775290 780109 780432 780729
    780780 783878 783981 788589 792596 793151 794141 795766
    796433 800839 805478 808965 809174 809193 809949 811730
    813473 830317 832439 835901 844704 846959 848278 848954
    849197 852092 852172 853443 853588 854895 857023 857191
    858104 858242 869660 872000 877267 877790 879681 890713
    893767 896191 901243 903695 903758 903770 909910 917170
    921875 922419 925894 926267 927215 927998 929406 931586
    936515 937488 938693 939164 940513 943206 944920 945862
    947563 948293 948830 949669 950272 951992 952910 956383
    959778 961401 961433 962950 970220 981322 982380 998628 
    Son 5 rakamina gore 200 TL kazanan numaralar 
    00350 02056 02971 03191 03197 05007 08360 08864
    09560 12005 12294 12685 13112 14872 14901 15496
    15905 16502 16716 18901 20347 22432 22871 23688
    23765 23842 24542 24982 27090 27577 28891 29259
    29728 30893 31951 32590 34100 35005 36214 38166
    39372 39410 40237 43628 46176 46612 48631 49037
    50380 52416 55952 56697 57117 57413 58110 59225
    59676 60994 61055 61174 61957 62429 65252 69175
    69555 70984 71149 72382 75101 75384 75986 76196
    77540 78268 78334 79396 80381 80675 81363 81558
    81661 82435 82778 82783 83250 84353 85254 86601
    88618 90872 90983 91451 91628 91664 94428 94488
    95047 97216 97788 99647 
    Son 4 rakamina gore 150 TL kazanan numaralar 
    0415 0423 0436 0607 0939 1464 1755 2189
    2354 2774 2967 3049 3112 3225 3403 3564
    3922 4503 5016 6537 6691 7129 7250 7537
    7820 8187 8379 8903 9599 9625 
    Son 3 rakamina gore 100 TL kazanan numaralar 
    082 091 106 240 256 354 537 844
    855 929 937 991 
    Son 2 rakamina gore 64 TL kazanan numaralar 
    04 10 20 27 34 39 70 80
     Son 1 rakamina gore 32 TL kazanan numaralar 
    2 8 
    Son 7 rakamina gore 35.000 TL teselli kazanan numaralar
     0821270 1821270 2821270 3821270 4821270 5821270 6821270 7821270
    8021270 8121270 8221270 8321270 8421270 8521270 8621270 8721270
    8801270 8811270 8820270 8821070 8821170 8821200 8821210 8821220
    8821230 8821240 8821250 8821260 8821271 8821272 8821273 8821274
    8821275 8821276 8821277 8821278 8821279 8821280 8821290 8821370
    8821470 8821570 8821670 8821770 8821870 8821970 8822270 8823270
    8824270 8825270 8826270 8827270 8828270 8829270 8831270 8841270
    8851270 8861270 8871270 8881270 8891270 8921270 9821270

    Depression Treatment

    Concavity is of two types one is Leading Saddening Upset and the different Bipolar Disarray. The two are antithetical which compel diametrical treatments. The symptoms of the quondam involves sorrowfulness, excessive tears, casualty of pleasure, unerect too overmuch or too slight, low vim, vexation, travail in concentrating, crossness, departure of craving or overeating, feelings of worthlessness and hopelessness, feelings of physiological problems that are not caused by forceful unwellness or accident equal headaches, digestive problems, nuisance and thoughts of modification or killing.
    Bipolar status involves episodes of incurvature and also episodes of mania equivalent improper judgment of euphoria (joyousness), careless behavior, emotional nap needful, unreasonable push, racing thoughts; talking too such, out of contain disbursement, difficulty concentrating, reactivity, abnormally enhanced reflexion including sexual expression, bad sentiment, pugnacious behavior, uttermost fussiness or “out of control” behavior. Fill with incurvation do not live manic episodes.
    And an broadcast whether depressive or wild can live for days, weeks, months or regularise period. It is real important to note that the handling differs for both the conditions.

    Network Marketing Advertising – We Have Vision

    Do you e’er watch a picture that you imagine is excellent and occurrence why movies like Titanic are the ones to captivate the work of the greater world? Wellspring, I don’t. People are ridiculous and their discrimination in sound and movies is flush worsened. But, if there was a mortal disk that we could discuss for a time, the pic that’s on my obey is Go. Patch I’m not sure that it created any humanities cinematic breakthroughs, I enjoin you this; I real, rattling enjoyed myself for a couple of hours watching that pic.

    Sen İçmeyecek misin? :)

    Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: - "Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir sey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir?", der. Müthiş heyecanlanan adam: - "Evet, galiba haklısın" diye cevap verir. Şaşkınlıkla "Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız" diye devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin?" Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim!"

    Advertising Secrets

    When I gear got into the online business acting, I was search for the magical combining that would put my website into the top operation engine rankings, catapult me to the position of the minds or individuals hunting to buy my product, and generally represent me moneyed beyond my wildest dreams!

    Avrupa yakası Burhan sözleri

    geriiiii,, geriiii, garyyy whats going on
    litfen ama bi ipucu verebilirmisin gaffurrrr
    Eleride pis miydi temiz miydi belli deil , pis miydi temiz miydi belli deil
    laf laf laf laf hep laf!!
    Nie Hep İyİ İnsanların Başına Geliy Böle Kötü Şeler ? Kural mı Bu?
    şiyle düşünisun girçikten beni çık iziyısınnn
    Papucumun saataaanistiiiiiiii!
    litfen ımaaaa!!!!

    kimki bu. kim bu böyle senli benli konuşiyy. kimki bu beni dişlerimin arsaından konuşturiyy.. kimsizn lan sen kimsiiiinnn. kimsin ulan kimsiiinn

    sirseri
    hıııı ama sz bni yanlış anladınızzzama..
    yetti be kes sesini bıktım usandım senden ztn elektirik yuklendim valla ha parçalarım seni yeti lann
    dal sana hadi dal dal dal dal
    lütfen ama sacit bey eüer vuracaksanız sağ meme ucuma temas etmezseniz sevinirim
    caycı tanrıverdı yuksklerde ck gsl good okums egıtmlı profsr derecdekı bır adam yanı burhan altıntp tuu kaka vay anasını yaa
    bır burhan altntop kolayy yetsmıykı yaa agsımda gums kaskla doduysam bnm gunahm ne
    sen baa mi diklenion ha köylü cocuu
    ben senin gibileri cok hisaya sohtum senimi sohamicam tirbiyisiz
    kibilay bey
    bir buhran altıntop kolay yetişmiyi..bu beyin kıvrımlarının oluşabilmesi için kaç yıl geçti biliyiniz mi??ZOONNKKK!! tam 37 yıl şimdide sadece üç beyin hücresi çalışan bu köyllüüü bana kafa tutuıyııı olacak iş mi buu?
    bırak kızzz ben ütilerim daha paçalı donu bile dört çizgi yapıyyıı deve
    ama saciiitt beyyy bu aramızda bi şakalaşma ben ona “heyy gearry what’s going on? diyirim oda bana şeyy diyi… bişey demiyi şaka burda bitiyi zaten
    dev anası dev anası bastığı yeri inletiyi apartmanda zelzeye sebebiyet veriyi ayı ayı ayyuu arryoureaadyy
    sacit beyin aklına girip giriyosun türlü katakullilerle benim evime giriyosun ondan sonra tesadüfe bak tesadüfe bak ve tesadüfe bak beni o gece akrep sokiyiii
    bu bıçaııın ne manada oliiyi kii
    bende nisantası cocuguyuum
    bn gelnce ani bir manevrayla konu deişii aranızda fısır fısır konusiisnz
    aaaahhhh iblis nasil da moralimi bozdun ama, ic dunyam paramparca oldu simdi
    bu çucuğa çık üziliom ben yaa

    Siz Başlattınız :))

    Adamın biri iş başvurusunda bulunmuş. Görüşmeye çağırmışlar; görüşme sonuna doğru ortalama bir tip olduğu anlaşılan adama yöneticisi sormuş: - "Peki beklentilerin ne? Seni ne tatmin eder?" Arkadaş saymaya başlamış: - "Öncelikli olarak bir araba istiyorum, ayrıca şu anda bulunduğum dairenin kirası biraz fazla; onu da şirketin karşılaması iyi olur, maaş olarak da 3000$'dan aşağı çalışmam. Şirket yöneticisi dinler ve: - "Biz sana son model bir Cherokee ve Tarabya'da bir villa vereceğiz, ayrıca bizim bu pozisyonumuz için planladığımız maas 6000$'dır," demiş. Bizim elemanin gözleri fırlamış: - "Şaka yapıyorsunuz", demiş. Şirket yöneticisi yapıştırmış cevabı: - "Önce siz başlattınız..."

    Buyur Burdan Yak 15 (nefes alsın yeter..)

    İstanbul Başka...


    Cem Yılmaz Soru Cevap izle

     Cem Yılmaz Soru Cevap izle Cem Yılmaz Soru Cevap 2010 DVD
    Cem Yılmaz komedi dünyasının Türkiye’de bir numaralı ismi. Cem Yılmaz’ın yeni dvd’si Soru Cevap 2010 sizlere Sinemagazine.com farkı ile sunuyoruz. Cem Yılmaz Soru Cevap Cem Yılmaz’ın Üniversite ve başka yerlerde sorulan sorulara verdiği espirili cevaplardan toplanmış ve yeni satışa çıkmış bir DVD gösterisidir.
    Cem Yılmaz 2010 izle ve kesinlikle kaçırmayınız!


    Gösterim tarihi: 2010
    Oyuncular: Cem Yılmaz ve Üniversite Öğrencileri
    Türü: Komedi
    Yönetmeni: Cem Yılmaz

    Cem Yılmaz 2010 izle!

    Something’s Got to Give

    In a windowless room just outside of New York City, overworked air traffic controllers manage the world’s most-trafficked piece of sky—until all those blips on the screen become too much.
    All the way down the bank of radar scopes, the air traffic controllers have that savage, bug-eyed look, like men on the verge of drowning, as they watch the computer blips proliferate and speak in frantic bursts of techno-chatter to the pilots: "Continental 1528, turn right heading 280 immediately! Traffic at your 12 o'clock!" A tightly wound Tom Zaccheo, one of the control-room veterans, sinks his teeth into his cuticles and turns, glowering, to the controller by his side: "Hey, watch your goddamned planes -- you're in my airspace!" Two scopes away, the normally unflappable Jim Hunter, his right leg pumping like a pneumatic drill, sucks down coffee and squints as blips representing 747's with 200 passengers on board simply vanish from his radar screen. "If the F.A.A. doesn't fix this goddamned equipment," he fumes, retrieving the blips with his key pad, "it's only a matter of time before there's a catastrophe." And Joe Jorge, a new trainee, scrambling to keep his jets safely separated in the crowded sky, is actually panting down at the end as he orders pilots to turn, climb, descend, speed up, slow down and look out the cockpit window, captain!

    Cübbeli Ahmet Hoca Sansürsüz’deydi [TAMAMINI İZLE]



    yar ile saçma diyaloglar 1

    yar: sen zaten beni sevmiyorsun artık
    ben: bu ne saçma mantıık nerden çıktı bu
    yar: zaten sevmiyorsun
    ben:  (nöf)nerden çıktı?
    yar: tantuniciyede gitsek kendin için  gitceksin
    ben: ya yemişim tantuniyi haa
    yar:evet yemişşssin işte ondan....
    ben: :(      :))
    yar:baaaaa rock müzik açççççç

    Ördekler:)

    3 adam ölür ve cennetin kapısına gelirler. Cennetin kapısındaki melek onlara der ki: - "Burada tek kural var, ördekleri ezmiyeceksiniz..." Adamlar bir şey anlamaz ama cennete bir girerler ki, her taraf ördeklerle dolu adım atacak yer yok. İçlerinden biri yanlışlıkla bir ördeğin üstüne basar, anında bir melek gelir yanında da görüp görebileceğiniz en çirkin kadın. Melek adama der ki: - "Sen ördeklerden birini ezdin, ceza olarak bu kadınla seni sonsuza kadar birbirinize bağlıyorum." ...ve melek onlari zincirle birbirlerine bağladıktan sonra gider. İkinci gün adamlardan biri daha yanlışlıkla bir ördeğe basar. Hemen melek çok çirkin bir kadınla gelir ve zincirle ikisini birbirine bağlar. Üçüncü adam tek başına kalır. Arkadaşlarının başına geleni gördüğü için ördeklere basmadan etrafı dolaşmaya başlar. Aylar geçer ve adam tek bir ördeği ezmemiştir. Bir gün bakar ki melek ona doğru geliyor, yanında da son derece güzel ve seksi bir kadın. Melek hiçbir şey söylemeden adamı bu kadınla birbirlerine zincirler ve gider. Adam bu işe çok şaşırır ama çok da sevinir: - "Bunu hakedecek ne yaptım acaba?" Kadın cevap verir: - "Onu bilmem ama ben bugün bir ördek ezdim..."

    Sight lines - Rogue wave (Spiderman 3 ost)

    Futbol/Ayaktopu Neden En Yaygın Spordur?( Dr. Ulaş Başar Gezgin)

    Bu yazının temel savı şudur: Spor, başarılı bir anlatıyla aynı özellikleri taşıyor. İnsanlar bir romanı neden okuyorlarsa ya da bir iziti (film) neden izliyorlarsa, spor karşılaşmalarını da benzer nedenlerle izliyorlar. Bu çalışma, ayaktopunun en sevilgen (popüler) spor oluşunu ise şöyle açıklamaktadır: Ayaktopu, bir yazınsal anlatıya en benzer spordur. Bu görüşleri temellendirmek için önce anlatının öğelerini inceleyelim:(*)

    A Portrait of an Artist as a Young Man (James Joyce)

    James Joyce was born on February 2, 1882, in the town of Rathgar, near Dublin, Ireland. He was the oldest of ten children born to a well-meaning but financially inept father and a solemn, pious mother. Joyce's parents managed to scrape together enough money to send their talented son to the Clongowes Wood College, a prestigious boarding school, and then to Belvedere College, where Joyce excelled as an actor and writer. Later, he attended University College in Dublin, where he became increasingly committed to language and literature as a champion of Modernism. In 1902, Joyce left the university and moved to Paris, but briefly returned to Ireland in 1903 upon the death of his mother. Shortly after his mother's death, Joyce began work on the story that would later become A Portrait of the Artist as a Young Man.

    Çarpıcı Bir Kitap




      Ormanlar Kralı :)

      Bir gün aslanın birinin canı çok sıkılmış, şöyle bir ormanı gezeyim tebamla eğleneyim biraz demiş. Ormanda gezerken bir devekuşu görmüş, yakalamış devekuşunu boynundan; öteki pençesiyle de "Şak, Şak, Şak" diye üç tokat atmış hayvana, "söyle bakalım!" demiş, "kim bu ormanın kralı?", devekuşu ürkekçe "Sensin aslan abi" demiş, "tabi benim" demiş aslan ve "Şak, Şak, Şak" diye üç tokat daha atıp fırlatmış hayvanı. Derken aslanın karşısına bir kurt çıkmış, tutmuş kurdu boynundan; "Şak, Şak, Şak" diye atmış tokadı, "Söyle" demiş, "kim bu ormanın kralı", kurt da ürkek "sensin aslan abi" demiş, aslan da "tabi benim" demiş, "Şak, Şak, Şak" diye üç tokat daha atmış, fırlatmış bir kenara. Derken bu defa aslanın karşısına bir fil çıkmış, tam korkarak kenardan sıyrılacağı sırada kurtla devekuşu gelip "sen bu ormanın kralı değil misin aslan abi? koş yakala şu hayvanı" demişler. Bu gazı yiyen aslan koşmuş tutmuş fili "Şak, Şak, Şak" diye patlatmış tokadı ve hemen sormuş "söyle bakalım; kim bu ormanın kralı?". Filin kafası bir atmış, tutmuş hortumuyla aslanıyla "Pat, Pat, Pat" diye üç kere yere çarptırıp fırlatmış atmış. Aslan yerden zorlukla kalkıp elleriyle üstünü silkerken, file dönmüş ve şöyle demiş "Bilmiyorsan bilmiyorum de kardeşim.."